Uçtan uca şifreleme gerçekte neyi korur — ve neyi korumaz

"Şifreli" ibaresi internetteki hemen her dosya servisinin üstünde yazıyor ve en az üç ayrı anlama geliyor. Bu ayrım akademik değil: alıcınız dışında dosyanızı tam olarak kimin açabildiğine karar veriyor.

Güncellendi:

"Şifreli"nin üç anlamı

Aktarımda şifreli (HTTPS/TLS). Dosya, cihazınızla sunucu arasında yol alırken korunur. Ağı dinleyen herkes — kafenin Wi-Fi'ı, internet sağlayıcınız — gürültü görür. Ama sunucu dosyayı düz metin olarak alır, çünkü bir şeyi saklayabilmek için TLS bağlantısını sonlandırmak zorundadır. Bu taban çizgisidir; ciddi her sitede vardır ve tek başına dosyanızı sonrasında kimin okuyabildiği hakkında hiçbir şey söylemez.

Durağan halde şifreli. Dosya sağlayıcının disklerinde şifreli durur. Bu, birinin fiziksel diski çalmasına ya da ham yedeği okumasına karşı korur. Sağlayıcıya karşı korumaz, çünkü anahtar sağlayıcıdadır — tasarımın amacı da budur, dosyayı size geri sunabilmek için çözmesi gerekir.

Uçtan uca şifreli. Dosya, yüklenmeden önce gönderenin cihazında şifrelenir ve alıcının cihazında çözülür. Sunucunun sakladığı şey, açma imkânı kendisine hiç verilmemiş bir şifreli metindir. Bu son kısmın gerçekten doğru olup olmadığı tamamen anahtarın nerede durduğuna bağlıdır — sorulmaya değer tek soru budur.

Mesele baştan sona anahtar

Zayıf halka neredeyse hiçbir zaman şifreleme algoritması değildir. Bu iş için standart AES-256-GCM'dir, tarayıcılarda WebCrypto API'si ile doğrudan gelir ve kimse onu kırmıyor. Tanıtım sayfalarının "AES-256" ile başlamayı sevmesinin sebebi tam olarak budur: kulağa etkileyici gelir ve size hiçbir şey anlatmaz.

Asıl soru şu: anahtarı kim ele geçirebilir? Bir servis kırılmaz AES ile şifreleyip yine de dosyalarınızı gayet rahat okuyabilir — eğer anahtar onların sunucusunda üretiliyorsa, oraya yükleniyorsa ya da onların da elinde olan bir şeyden türetiliyorsa. Bir servisi değerlendirirken şifre adını görmezden gelin; anahtarın nerede üretildiğini ve şifreli metnin yanında tam olarak neyin gönderildiğini sorun.

Anahtarın URL'nin # sonrasındaki parçasına konması da bu yüzden bir numara değil, gerçek bir tasarımdır. Tarayıcılar fragment kısmını sunucuya hiç göndermez; yani example.com/d/abc#key=… anahtarı alıcıya iletirken sunucu onu hiçbir istekte görmez. Aynı şey şu anlama da gelir: linkin tamamı kimin eline geçerse dosya da onundur.

Reklam

Uçtan uca şifrelemenin sizin için yapmayacağı dört şey

  1. Uçları korumaz. E2EE dosyayı iki cihaz arasında güvene alır. Uçlardan biri ele geçmişse — zararlı yazılım, ortak kullanılan bilgisayar, başkasının açabildiği bir telefon — dosya çözüldüğü noktada okunabilir haldedir ve aradaki şifreleme bunu değiştirmez.
  2. Alıcıyı durdurmaz. Biri dosyanızı çözebiliyorsa kaydedebilir, ekran görüntüsü alabilir, iletebilir. E2EE dosyayı kimin açabileceğini denetler, sonrasında ne yapacağını asla. Birine dosya vermeyi geri alan bir teknoloji yok.
  3. Genellikle üstveriyi gizlemez. Dosya içeriği okunamaz olsa bile sunucu tipik olarak bir transferin gerçekleştiğini, kabaca boyutunu, hangi IP'den ve ne zaman geldiğini, ne zaman indirildiğini bilir. Çoğu kişi için bu sorun değildir. Ama biriyle iletişim kurmuş olmanız başlı başına hassassa, içerik şifrelemesi ihtiyacınız olan koruma değildir.
  4. Kötü bir anahtar devri onu bitirir. Dosyayı birine e-postayla yollayıp parolayı bir sonraki e-postada gönderirseniz iki mesaj da aynı posta kutusunda durur ve hiçbir şey kazanmamış olursunuz. Anahtarın dosyadan farklı bir yoldan gitmesi gerekir: telefon araması, başka bir uygulamadan mesaj, sesli söylemek.

Pratik kontrol listesi

Diğer rehberler

SendMyFile'ı deneyin

Dosyayı tarayıcınızda şifreleyip 9 haneli bir kodla devredin. Hesap yok, süresi dolunca kendini siler.

SendMyFile'ı deneyin